13 Ekim 2009

Facebook manyağı değilim ama öylelerini tanıyorum.

Son dönemlerde çok büyük bir manyaklık var bildiğiniz üzere. Adı da Facebook manyaklığı. Tanıdığım pekçok arkadaşım facebook tan çıkmaz oldu. Hatta bazı öğretmenlerim bile (!) Tamam, sosyal bir ağ ve sosyal ağlar insanların iletişiminde çok büyük bir yere sahip. Ama facebook iyice zıvanadan çıkmış durumda. Hatta sevmediğiniz birinin fake hesabını açıp millete küfür edebilirsiniz. Facebook yöneticileri de bu duruma bir el atmıyor. Bazı bölücü örgütlerin grupları açılıyor ve bu gruplar Atatürk'e ve daha da önemlisi Türkiye'ye hakaret ediyor. Tabi "arkadaşını davet et" grupları da cabası. Sosyal bir ağ ve arkadaşlarınızla iletişim istiyorsanız FriendFeed kullanın diyecem ama onu da Facebook satın aldı. Çok değil 1 yıl sonra FF de Facebook gibi olursa hiç şaşmayın derim ben.

10 Ekim 2009

Bloga nasıl yazı yazılır?

Başlık biraz reyting için atılmış gibi oldu ama aslında amacım bu değil. Bu yazımda siz sevgili okuyucularıma bloguma nasıl yazı girdiğimi anlatıcam.
  1. Google görsellere girilir. 5dk önceden belirlenmiş yazıya uygun bir resim bulunur.
  2. Sonra blogger yönetim panelinden yeni kayıt butonuna tıklanır ve metin editörü açılır.
  3. Blog yazarı 5dk önceden belirlediği bir konu hakkında doğaçlama birşeyler yazar(daha doğrusu saçmalar.).
  4. Tabi arkaplanda müzik olması şart. Ama öyle acıklı şeyler değil. MJ, Metallica, Linkin Park gibi isimler. Acıklı olunca yazının içeriği etkilenir.
  5. Yazıya uygun kategori belirlenip Etiketler bölümüne yazılır.
  6. Kayıt yayınlanıp hemen yazıya bakılır. Yanlış bir yer varsa düzeltilir.
  7. Sonra blogu ikide birde yenileyip yeni yorum gelmiş mi diye bakılır(tabi bu yalan).
  8. Son olarakta yorum gelmişse cevap olarak birşeyler saçmalanır.
Ben bloguma yazılarımı böyle giriyorum. Farklı bir önerisi olan?

06 Ekim 2009

- Kısaca - Son gelişmeler


*- Sınıfları ikide birde değiştiriyolar. Gıcık oldum arkadaşım ben bu okul yönetimine.
*- Dün okuldan kaçtık arkadaşlarla. Ders falan da yoktu hani. Ne yoklama ne bişey. Ver elini Manisa.
*- Bugün de kaçtım okuldan. Ama tek başıma. Şimdi evdeyim ve bu yazıyı yayıla yayıla yazıyorum. Ohh miss.
*- Dün biz kaçtıktan sonra Geometri kitaplarını değiştirmişler. Bize lise 3 kitabı gelmişti. Ne işse artık. Bi de bunun için uğraşacaz okulda iyi mi?
*- Ha bi de: Okul çömez dolmuş arkadaş. Onlara bakıyorum da kendime şöyle diyorum: "Bir zamanlar bende mi böyleydim lan?"
*- Temayı da değiştirdim. Ohh çogzel oldu valla.

28 Eylül 2009

Minibüste uyku

Minibüsleri seviyorum. Çünkü pencere kenarına geçer geçmez esnemeye başlıyorum. Haliyle uyku kaçınılmaz oluyor. Ancak otobüsler öyle değil. Otobüslerde uyumak için tüm sinirlerinizin alınması lazım. Her lakadan geçişte başım tavana değecek gibi oluyor otobüslerde. Minibüs öyle değil halbuki. Sabahları okula giderken hep uyurdum minibüslerde. Şu an öğlenci olduğum için öğle vakti uykum olmuyor. Ama sabahçıya veya tam güne dönersek çok iyi olacak. Çünkü minibüste uyumayı özledim. Sıkış tepiş ortamda uyumanın ise ayrı bir havası var. İnsan bir bakıma fakir kişilerin nasıl uyuduğunu anlamış gibi oluyor. Biliyorum çok ters bir benzetme ama bir taraftan da doğru. Gerçi bu yazdığımı şimdi aklıma getirdim ama neyse. Dediğim gibi, otobüsleri sevmiyorum. Büyük koltukları var ve bunlar uyumaya müsait değil. En iyi uyunabilen minibüs markası ise Peugeot. Amcam da bir minibüs şöförü olduğu için muavinlik işine de el atmış bulunmaktayım. 3 yıldır muavinlik yapıyorum amcamın minibüsünde. Ama sabahları yapmak çok zor geliyor. Uykum geliyor çünkü ve ayakta uyumaya başlıyorum. Bizim buralarda bayağı ünlüyüm minibüste uyuma konusunda. Kime sorsanız şöyle bir cevap alırsınız : "Mustafa mı? Köpek leşi gibi uyur o.". Kendimi de bu söz öbeğiyle överim : "Köpek leşi". Uzun lafın kısası, minibüste uyumanın tadı başka.

27 Eylül 2009

En sevdiğiniz 5 blog / mim


Arkadaşım Tolga'dan bana bir mim gelmiş. Konusu en sevdiğimiz 5 blogmuş. Aslında ben çok blogu severim. Hatta kreativ blogger ödülü diye bir mim vardı. O yazımda yazmıştım sevdiğim 7 blogu. Bunda ise 5 blog yazacakmışız. Neyse, fazla uzatmadan konuya geçelim :
  •  Altuğ Koç : Türkiye'ye ve gündeme dair çok güzel yazılar yazıyor. Severek takip ediyorum.
  • sezyum.com : Komedi bakımından en güzel bloglardan biri.
  • Deli Profesör : Kültür delisi!
  • Harun Güven : Bildiğim kişisel bloglar arasında en iyi bulduklarımdan biri.
  • Mert Ulaş : İlk okuduğum ve en sevdiğim bloglardan biri.
Bu mim de burada biter. Aslında daha çok var sevdiğim blog. Ama hepsini yazarsam belki 100 tane olur. O yüzden isimlerini burada görmeyenler darılmasın.
Bu mimi cevaplamak isteyen herkese gönderiyorum.

18 Eylül 2009

Sweet Chin Music Tribute


İzleyin, izlettirin.
By Shawn Michaels!

17 Eylül 2009

Sırt ağrısı hiç çekilmiyor.

3-5 gün önce benim amcaoğlunu kaldırayım dedim. Sırtımı zorladım kaldırırken. Nereden aklıma estiyse amcaoğlunu kaldırmak. Hafif bir ağrı oldu sırtımda. O da sırtım zorlandığı için. 1-2 gün önce bir arkadaşla koşturduk. Sonra bir ağrı tuttu ki sormayın gitsin. Zor nefes alıyordum ağrıdan. Sonra o da geçti. Dün gece futbol oynarken yine koşturdum haliyle. Bu sefer daha kötü oldu sırtım. Bu sabah doktora gittim. Koşturma , oturup kalkarken dikkat et falan filan bişeyler söyledi. Hap verdi 2 tane. Geçmezse ağrı film çektir dedi. İçimden "yuh" dedim. Ne bu lan? Bi amcaoğlunu kaldırdık diye düştüğümüz hale bak. Bir daha vallaha ki kimseyi kaldırmam , kaldırtmam. Na, buraya yazıyorum.